:: Kuruluş ::

   Tüzük

   

   Yönetmelik   

   

   Kurucular 
   


:: Başlıklar ::

   Kulüp Bülten
   

   Yazılar
   

   Makaleler
   

   Mizah
   

   Forum      
   

:: LİNKLER ::

   TBMM
   YARGITAY
   TBB
   İstanbul Barosu
   HUKUKCU.com
   ADALET.org
   Turkhukuksitesi.com
   ABCHUKUK.com
   İ.B.Ü.
   Bilgi Online
   Bilgi Students Page
   Diğer...


:: DİĞER ::

   Ders Notları


   Pratik Çalışma
   



    

       ÜYELİK  !!



 

 

:: Sinema :: 

The Hours ( Saatler )

       

Başrollerini, üç başarılı kadın oyuncunun paylaştığı bu uyarlama senaryo filmi, sinema severleri ilk başta oyuncu kadrosu ile cezbediyor. Hollywood’un yaşayan en başarılı aktrislerinden biri olarak kabul edilen Meryl Streep, son dönemde adından oldukça söz ettiren Julianne Moore ve oyun gücü çok yüksek olmasına karşın haksız bir şekilde daha çok fiziğinden bahsedilen ancak güzel karakter oyuncularının da varolduğunu bir kez daha kanıtlarcasına bir performans çizen Nicole Kidman. Onun ne kadar güzel, güzelliğinden öte günümüz dünyasında az rastlanan bir insani özellik olan zarafet sahibi olduğunu filmlerini izlemeseler dahi Oscar Ödül törenini izleyenler görmüştür. Onun zarif duruşu, böylesine değerli bir ödülü alırken bile mütevazı oluşu, hele de 2 sene önce Julia Roberts’ın ödülü alırken sergilediği tavır ile karşılaştırdığımızda gün gibi ortaya çıkıyor. Kocasından boşandıktan sonra kendisini işine adayan bir kadın ve bunun sonucunda müthiş bir çıkış. Saatler filminin ikinci nirengi noktası ise tabii ki Virginia Woolf. 20. yüzyıl edebiyatına ismini yazdıran yazarlardan biri olan Woolf 1925 yılında yazmış olduğu Mrs. Dalloway isimli romanı ile yıllar sonra Saatler filmine hayat veriyor. Yazar, “yaşamı ve ölümü vermek istiyorum, sağlığı ve çılgınlığı; toplum düzenini eleştirmek istiyorum, işler halinde, en yoğun biçimde.” Diyor ve gerçekten de bir kadının gelgitlerine yaşama dair herşeyine tanıklık etmenizi sağlıyor. Filmde, her üç aktris de biraz Mrs. Dalloway ya da Clarissa, nasıl adlandırırsanız, Woolf’un kendisi dahil. Her üçünün de ortak noktaları var, herşeyden önce üçü de hayatta aradığını bulabilmiş değiller. Ve üçü için de farklı kaçış yolları beliriyor.

Şu anda ismini hatırlayamadığım usta bir yönetmene göre “senaryo senaristin, film yönetmenin eseridir.” Bana kalırsa bu film, bu sözün bir istisnası. Yönetmen Stephen Daldry ve romanı sinemaya uyarlayıp renklendiren senarist David Hare’nin hakkının yememek gereğini göz ardı etmesem de bu film hayranlık uyandıran dört kadının filmi...H.Hüsnü Babalık

                                                                        Sinema Sayfası'ne dön !!

     

 

 



 

    

 :: Kaynaklar ::

   Mevzuat

 

   Kütüphaneler 

 

 :: Yaşam ::

   Kitap

   Ana Sayfa

   Sanat

   Seyahat

   Hobi

   Gece Hayatı

 


TÜZÜK | MAKALE | MİZAH | BİZE YAZIN | DERS NOTLARI | FORUM 
MEVZUAT | KÜTÜPHANE KATALOGLARI        
 
 
 
***En iyi görünüm için 1024*768 çözünürlük ve İ.E. 5.0
ve üzeri tarayıcı gerekmektedir***